images.jpg
Farkındalık

 

Farkındalık, dikkati yoğunlaştırmayı ve odaklamayı içeren bir yöntemdir. Yargılamadan şimdiye odaklanmaktır. Bu bilinçli olarak dikkatin geliştirilmesidir. Farkındalık alıştırması, açıklık, kavrama, merak ve yargılamama eğilimlerini içerir. Farkındalıkta vurgu, görülen ya da algılanan şeyleri değiştirmeye çalışmadan oldukları gibi kabul etme üzerindedir. Olumlu ya da olumsuz bütün anlık yaşantılar kabullenilmekte ve serbest bırakılmaktadır. Böylece endişe, üzüntü, kaygı, öfke gibi olumsuz yaşantılara karşı tolerans kapasitesi de artmaktadır.

 

Farkındalık’ta, olumsuz duygu ya da düşünceden kaçınma yerine o duygu ve düşünceye maruz kalma ve kabullenme vardır. Burada kabullenme, katlanma ya da boyun eğme olarak görülmemelidir. Burada kabullenme, deneyimin değerlendirilme ve bastırılmasının azaltılması olarak görülmelidir. Bu duyarsızlaştırma mekanizması olumsuz duyguyu azaltmakta ve ruhsal sağlığa olumlu yönde desteklemektedir.

 

Farkındalık, terapide kendi duygu ve düşüncelerine karşı içgörü kazanmayı, dikkatin negatif ve takıntılı şekilde kendine odaklandığı düşünme biçimlerinden uzaklaşmayı sağlayan bir beceri olarak değerlendirilmektedir.  25 yıldan uzun süredir farkındalık eğitimi hastanelerde ve kamu ortamlarında ağrı yönetimi ve stres azaltma programlarında kullanılmaktadır. Farkındalık eğitimi, sınırda kişilik bozukluğunun tedavisinde kullanılan diyalektik davranışçı terapinin temel parçalarından birisidir. Aynı zamanda Kabullenme ve kararlılık terapisinin (Acceptance and Commitment Therapy - ACT ) de temel taşlarından biridir. Farkındalık, psikiyatrik bozukluklardan hayattan zevk almamaya uzanan geniş bir alanda kullanılmaktadır.

 

Carpe Diem, Latin edebiyatının ünlü ozanı Horatius’un bir dizesinde geçen bu söz, “an’ı yaşa” anlamına özdeştir. Aslında, şu an var olmayan geçmiş için üzülmek ve henüz gelmemiş ve nasıl geleceği bilinmeyen gelecek hakkında endişelenmek yerine, yaşanılan anın değerini vurgulamak için yapılan bir uyarıdır. XIX. yüzyıl başlarında Byron’ın yapıtlarında da sık sık geçen "günü yakala" ( seize the day ), deneyimdeki hazzı, şimdiki zamanın önemi gözden kaçırmamayı salık verir.

 

Dünden ( geçmiş ) ancak ders çıkarılabilir. O dersin de ancak şu anda farkına varılabilir. Geçmişin acı anıları, sadece ayaklara vurulan bir prangadan başka bir anlam ifade etmez. Geçmiş kişi ve olayları affediş, aslında bizim özgürlüğümüz için bir anahtardır. Yarının ( gelecek ) ne olacağı bilinmediği için, plan yapılsa da her zaman için değişkendir. Hatta geleceğin bizim düşündüğümüzden bile daha iyi olabileceği olasılığı var olduğundan, planlamada çok katı olmak, bizi dar kalıplara sokabilir. Hedef belirleyip olayların ve kişilerin şekillenmesini dinginlikle izleyerek gelen fırsatları fark etmek de zaten ancak şu anda olabilir.

 

Geçmişte yaşayan biri, anıların hüznüyle huzur bulamaz. An’ı kaçırdığından geleceği hep öteler. Gelecekte yaşayan biri de hep kaygı içinde olacağından huzurlu olamaz. İçinde bulunulan zamanın kıymetini bilen biri, sanal zaman seyahatinde uyanık, otomatik yaşamayan olacaktır. Kendinin ve yaşamın farkında olacağından ve dünün yarının aynası olacağını bildiğinden, gözlemlerini ve nihayet isteklerini tek tek gerçeğe dönüştürebilir.

AN
943303_421684214599790_512195370_n.jpg
Meditasyon

 

Meditasyon, Tibet, Çin, Hindistan, Japonya, Tayland gibi uzak doğu kültürlerinde yaygın olan kendinin farkında olarak kendini tanıma yoludur. Başka bir deyişle, hiç durmayan ve daha ne olduğu anlaşılamayan ve anlaşılması da pek mümkün olmayan zihin denen mekanizmaya müdahale etmeden ve onun yönlendirmesine girmeden yani geçmiş ve gelecek zamana girmeden sadece şimdiki zamanda kalarak izleyici konumda olmaktır.

 

Günümüzde aşırı stres ve rekabetçi yaşam temposundan sıyrılmak isteyen batılı insanlar tarafından da çok rağbet edilen olgu haline gelmiştir. Bir din ve inanç sistemi olamayan meditasyonun asıl amacı mistik bilinç seviyesine ulaşmak olsa da güncel yaşamımızda da fiziksel ve zihinsel çok büyük faydaları vardır. Meditasyonda, önce beden ardından zihin ve en sonunda duygular gevşetilir. Her birinde farkındalık şarttır.

 

Sakin bir yerde gözler kapalı ve dik oturur bir pozisyonda yapılan pasif meditasyonda ( Zen ) aslında hiçbir şey yapılmaz. Yani eylemsizlik anıdır. İnsanın kendi varlığı ile yalnız kalma durumudur. Bilinçli uyku olarak da özetlenebilir. Aktif meditasyonda ise farkındalıkla yapılan her hangi bir eylem vardır.

"Farkındalık ve Meditasyon" seminer ve atölyeleri için iletişime geçebilirsiniz.

287657.jpg
Bilinçaltı

 

Bilinçdışında, bilinçaltı olarak adlandırılan zihin alanı, duygusal hafızamızın en güçlü parçasıdır. Her şeyi kayda alan ve sindiren, geçmişte yaşadıklarımız dayalı olarak kişiliğimizi beynimizin parçasıdır. Maalesef, bilinçaltı, birçok zihinsel yapışkan düşüncelerle dolabiliyor. Kötü tecrübeler, duygusal incinmeler, hayal kırıklıkları, eleştiriler ve diğer olumsuz hatıralar, kişiyi sabote etme ile sonuçlanan korku durumu şeklinde bilinçaltına yerleşiyor. Örneğin, yeni ilişkiye başlayan birisi bilinçaltındaki önemsiz konulardaki eleştirilerle ilişkiyi sabote edebiliyor. Bu meydana gelebilecek incinmeden korunmak için kişi tarafından yapılabilir.

 

Bilinçaltındaki kirliliklerini ( hatalı, kıt inanç kalıpları ) temizleme, kendini sabote etmeyi durdurup hayatta ilerlemeyi sağlar. Olumlamalar (Afirmasyon), bilinçaltını tekrar programlar ama temizlemez. Bilinçaltı olabildiğince temizlendiğinde, yeni pozitif düşüceler yerleştirmek daha kolay olacaktır.

 

İlk çocukluk yıllarında aile, televizyon, arkadaşlar, öğretmen ve otorite sahiplerinden öğrenilen olumsuz inanç ve düşünce kalıpları kişinin bütün bir ömrünü etkileyen sınırlamaları oluşturabilir. Sınırlı ve hatalı inanç kalıpları ( blokajlar ), yaşamın istediğimiz yönde akıcı gitmesine engel olur. Engeller zihnin bilinçaltı denilen depo yerinde tutulur ve yaşanılanlara göre daha da perçinlenir. Bilinçli veya bilinçsiz, olumlu veya olumsuz alışkanlıklara döner.

 

Küçük yaşlarda şekillenen öğrenilmiş kodlar, artık değiştirilmesi ancak yüksek farkındalık ve düzenli çalışma sonucu mümkün olacak bir safhanın gelmesini bekler. “Niçin” sorusuyla ve objektif gözlemle farkındalık kapıları açılır. Ayrıca hipnoterapi ve hipnoz uygulamaları da çok etkin ve kökten çözücü olanaklar sunar.

 

Değişim çok kolay değildir ama bir kez olumlu bakış açısına sahip olduktan sonra yaşam gerçekten çok keyifli ve neşeli bir oyun alanı olacaktır. Pratik bazı yöntemlerle eski kalıpları kırıp yerine yensi yerleştirmek mümkündür.  Vücudumuzun ve hayatımızın % 90’ınını yöneten bilinçaltına yeni bir olumlu duygu, düşünce ve inancı yerleştirme işlemi yapmış oluruz. İnandığımız bir şeye bedenimiz, zihnimiz, ruhumuz ve dolayısıyla yaşamımız cevap verecek ve değişecektir.

 

"Oto-telkin ve Alışkanlık" seminerleri, atölye çalışmaları için iletişime geçebilirsiniz.